Sağlıklı Yaşamanın Püf Noktaları Nelerdir ?

 

Sağlıklı yaşamak her insanın doğal hakkı ve şüphesiz her insanın isteğidir. Fakat maalesef her insan yeterli derecede sağlıklı değildir. Bunun bir çok çeşidi ve sebebi olabilir. Kimisi doğuştan, kimisi genetik, kimide sağlıksız seçimlerdir. Nihayetinde insanın sağlıklı olabilmesi ve hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için bir takım kurallara uyması gerekmektedir. Hayatın her alanında her yerinde olan kurallar sağlıklı yaşam söz konusu olduğunda da geçerlidir. Her şeyden önce sağlıklı yaşamayı biz istemeliyiz. Bunun içinde bedenimize gerekli özeni vermeliyiz. Sabahtan akşama kadar sabit bir şekilde durup yada yatarak sağlıklı olamayız. Yada her gün aynı hamur işi yiyecekleri yiyerek. Sağlıklı yaşamanın en büyük kuralı vücudu hareket ettirmekten geçmektedir. Çünkü vücudumuzun buna ihtiyacı vardır. Ona gerekli önemi verebilmek için gerekli egzersizleri yapmalıyız. Tabi ki sağlıklı yaşamak için gerekli olan tek şey egzersiz değildir. Yediklerimize de dikkat etmeliyiz. Ve hepsinden önemlisi moralimizi yüksek tutmalıyız. Ailemizde genetik hastalık olabilir. Babamız, dememiz belirli yaşlarda kalp krizi geçirmiş yada kansere yakalanmış ta olabilirler. Onlar öyle oldu diye bizde olacağız diye bir şey yok. Moralimizi yüksek tutmalı ve pozitif düşünceler içerisinde olmalıyız. Kendinize ben sağlıklı besleniyorum ve sağlıklı olmayı tercih ediyorum cümlesini söyleyin. Bunu söylemek bile sizi olumlu yönde etkileyecektir. Her hastalık ilk önce bilinç altında başlar. Kötü düşünceler de sağlıksız bedenin oluşmasına zemin hazırlar. Dirayeti yüksek ve güçlü bir bünye her türlü hastalığın üstesinden gelebilme şansına sahiptir. Ki kendinize şunu da söyleyebilirsiniz. Her şeyi deneyip sağlıklı kalmanın size olumsuz hiç bir yanı olmaz. Aksine yaşama arzunuzu güçlendirdiği gibi ömrünüzü uzatır. Ayrıca hiç bir şeyi de kaybetmiş olmazsınız. Yeni yazımızda görüşmek üzere sağlıklı günler dileriz.

Çayın Beyin Üzerindeki Etkisi

Çayın Beyin Üzerindeki Etkisi

Çayın içeriÄŸindeki maddelerin beyin gücüne katkıda bulunduÄŸunu yani çayın beyin gücünü arttırdığını Hollanda’lı bilim adamları araÅŸtırmalar sonucunda bulmuÅŸtur. AraÅŸtırma esnasında kadın ve erkek karışık olmak üzere 44 genç kullanılarak üzerinde çeÅŸitli çalışmalar yapılmış ve bunun sonucunda çayın beyin gücüne katkıda bulunduÄŸu hatta beyni güçlendirdiÄŸi ortaya çıkmıştır. AraÅŸtırmayı yapan ekip hem siyah çayda hem de yeÅŸil çayda bulunan “L” theanine ismi verilen amino asitin ve aynı ÅŸekilde iki çayda da bulunan kafeinin beyini güçlendirdiÄŸi ve olumlu etki bıraktığı kanaatine vardılar. Bir bardak çayın beyin üzerindeki maksimum etkisi 20-70dk arasında olduÄŸu ve çayın sadece beyni güçlendirmekle kalmayıp uykuya karşıda direnci ve dayanıklılığı arttırdığını iddaa ediyorlar. Çayın bu kısmını saÄŸlık açısından ortaya koyan profesörlerin bu açıklamayı çayın beyne etkisi olarak adlandırmış ve sunmuÅŸtur.

Yüksek Şeker erken yaşlanmaya sebeb oluyor

Kan şekerini düzenleyen sistemin bozulması sonucu oluşan metabolik rahatsızlık şeker hastalığı, erken yaşlanmaya neden oluyor.

Diyabet - 1

Şeker ve benzeri besin unsurları birer kalori deposudur ancak unutulmamalıdır ki karbonhidratlar grubunda yer alan şeker aynı zamanda bir güç kaynağıdır. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bütün enerji karbonhidratlardan sağlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü günlük enerjimizin %55-60’ının karbonhidratlardan karşılanması gerektiğini vurgulamaktadır. Günlük yaşamda gerekli aktiviteleri sürdürebilmemiz için vücudumuz, glukoz denilen bir tür şekere ihtiyaç duyar. Glukoz, tükettiğimiz gıdalarla özellikle de nişastalı ve şekerli olanlarla alınır.

Sindirim işlemi sayesinde gıdalardaki nişasta ve şeker glukoza çevrilerek kana karışır. Ancak,kandaki glukozun enerji olarak kullanılabilmesi, vücutta pankreas adı verilen bir organın sağladığı insülin tarafından gerçekleştirilir. Kandaki glukoz, insülin sayesinde hücrelerin içine girebilir ve enerji elde etmek için kullanılır. Pankreas yeterince insülin yapamadığında vücudumuz glukozu kullanamaz ve kandaki bu glukoz giderek yükselir. Bu durumda oluşan hastalığa şeker hastalığı yani diyabet deniyor.

 

İnsülin hormonu
İnsülin diyabetlinin vücudunda yapılamayan eksik olan bir maddedir.
Glikoz, yiyeceklerle aldığımız ÅŸekerlerdendir ve karbonhidratların en önemlisidir, İnsülin de kan glikoz düzeyini kontrol eden en önemli hormondur; bu hormonun salgılanması kan glikoz seviyelerine baÄŸlıdır. Karbonhidratlı besinlerle kan ÅŸeker seviyesi yükselmekte ve pankreastan kana yüksek miktarda insülin verilmektedir. Üst karın boÅŸluÄŸunda, midemizin hemen altında bulunan pankreas kan ÅŸekerini düzenleyen bir hormon olan insülin’i üretir. İnsülin kandaki glikozun, enerji kaynağı olarak kullanılacağı dokulara veya karaciÄŸer gibi depolanacağı organlara girmesini kolaylaÅŸtırır ve bu hormon yeterli miktarda salgılanamazsa kan ÅŸekerinin yükselmesi kaçınılmazdır.

 

Gizli ÅŸekere dikkat!
Tokluk ÅŸekeri yükleme testinde 2.saatte 140-199 mg/dl arasında olursa bu duruma ‘’Gizli Åžeker’’ adı veriliyor. Gizli ÅŸeker tıpta ÅŸekere karşı tahammül azalması (bozulmuÅŸ glikoz toleransı) adı ile bilinir. Åžeker hastalığı deÄŸildir. Kan ÅŸekeri açlıkta 140′ı geçmemiÅŸtir. Bu hastalar iyi tedavi edilmediÄŸinde kan ÅŸekeri yükselir ve gerçek ÅŸeker hastalığı baÅŸlayabilir.

 

Gizli şeker son yıllarda daha çok görülen önemli bir sağlık problemidir. Uzmanlar bu hastalığın son yıllarda artmasını  kilo sorunu yaşayan insanların artmasıyla bağlantılı olduğunu söylüyor. Bugün dünyada 130 milyon diyabetli bulunurken 2025 yılında bu sayının 300 milyona ulaşması bekleniyor. Yaşam süresinin artması, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam diyabet riskini arttıran başlıca etkenlerden…

Kilo artışı genelde insülin direncine neden olmakta ve gizli şekerin ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Koroner kalp hastalığı, beyin-damar hastalığı ve sertleşme sorunu yaşayan hastalarda yapılan araştırmalar sonucunda bu hastaların büyük bir kısmında gizli şeker olduğu görülmüştür. Bu nedenle gizli şeker olarak adlandırılan bozulmuş glikoz toleransı durumuna şeker hastalığı kadar önem vermek gerekiyor.

 

”Genetik miras” önemli
Uzmanlar, bir çok hastalıkta olduğu gibi şeker hastalığında da kalıtımın önemli olduğunu söylüyor. Özellikle ailesinde diyabet hastası olanlar varsa bu kişilerin daha dikkali olmaları yönünde uyarıyor. Genetik kökenli şeker hastalığı daha çok orta yaşlarda oluşan erişkin tipi diyabette görülüyor.

* Aşırı susuluk
* Kuvvetsizlik
* Bilinç bulanıklığı
* Nöbet geçirme
* Sık idrara çıkma
* Bacaklarınızda kramp
* Kalp çarpıntısı gibi şikayetleri yaşıyorsanız kan şekerinizi ölçtürmeniz erken teşhis için önemlidir.
Şeker hastalığı yaşlandırıcı etkiye sahip hastalıkların en başında gelmektedir. Özellikle insülin direnciyle birlikte hipertansiyon ve bir de kolestrol yüksekliği şeker hastalığına eşlik ediyorsa yaşlanma süreci hızlanır ve yaşlılık dönemi sizin için daha da dayanılmaz bir hal alabilir.